İsrail seçimleri, selek davası, kabine değişikliği...
İsrail seçimleri,
Bu hafta tüm dünyanın gözleri İsrail seçimlerindeydi. Netenyahu nun seçim zaferine herkes kesin gözüyle bakıyordu. İsrail başbakanının seçimi kazanmasına rağmen Yair Lapid liderliğindeki ''Bir gelecek var partisi'' kendisinden beklenmeyen bir çıkışla büyük bir sürpriz yaptı. Seçimlerde ikinci parti olan ''Bir gelecek var partisi'' Koalisyon görüşmelerinde önemli bir rol üstleneceğinin sinyallerini verdi. Daha önce dünya kamuoyunda çok yer almayan eski anchorman Yair Lapid kanımca İsrail in gelecekteki yüzü olacaktır. İsrail li seçmenin artık Ortodoks ve şovenist politikaları rafa kaldırmanın elzem oluşunu konjonkturel olarak idrak etmiş görünüyor. Yair Lapid savaş karşıtı bir şahsiyet, ''orta yolcu'' bir politikacı ve en önemlisi Filistin in devlet olarak tanınmasını ve barış sürecinin sonuç verecek derecede ilerlemesini düşünüyor. Ortodoks yahudilere tanınan imtiyazları kaldırmayı seçim propagandası olarak deklare eden Lapid, geniş kitleleri çok kısa sürede etkilemiş görünüyor. Bu partiyi İsrail in Ak Partisi olarak görüyorum belki bana katılmayanlar olacaktır lakin ''bir gelecek var partisi'' İsrail de aşırılıkları savunmayan ''orta yolcu'' tek partidir.
Pınar Selek,
1998 yılında Mısır Çarşısında 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan elim olay neticesinde tutuklanan, sonuçlanan mahkemelerde 3 kez beraat alan sosyolog Pınar Selek, Yargıtay'ın beraat kararını bozmasının ardından İstanbul 12. ağır ceza mahkemesinin verdiği kararla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Şuçluydu ya da suçsuzdu, davanın 15 yıl sürmesi ile ilgili birkaç cümle sarf edeceğim.
14 yıl süren bir davada hukukçu büyük abilerimizin nasıl doğru karar verebileceklerini gerçekten anlayabilmiş değilim. Bu durum 3. dünya ülkelerinde bile rastlanılmayan türde insan onuruna yakışmayan bir tavırdır. Yeryüzünde 14 yıl zan altında bırakıp 15. yılın sonunda herhangi bir şeyi isnat edip daha sonra pardon diyemezsiniz. Zeki hukuk adamlarımız(!) da böyle yapmıştır. Tutuklanan şahsın yakalanır yakalanmaz idam edilmesini bile bu saçma durumdan daha ahlaki ve doğru buluyorum. En kötü karar kararsızlıktan daha iyidir. Bu tarz örnekler sap ile samanı birbirine karıştırdığından haklı olunsa bile sakil bir sonuç doğurmaktadır. ''Gecikmiş adalet adalet değildir'' sözünü hukuk sistemimizin ağır toplarının dimağlarına yapıştırmak gerek. Pınar Selek şu an Fransa da yaşıyor, beraat kararı verilirse dönecek. Acı ama gerçek Hukuk Sistemimiz yeni kahramanlar(!) yaratmaya devam ediyor...
Kabine değişikliği,
Bilindiği gibi 4 bakanlıkta 3 gün önce kabine değişikliğine gidildi. Kültür ve Turizm, İçişleri, sağlık ve eğitim bakanları kimine göre başarılıydı, kimine göre performanslarından ötürü takımdan ayrı düz koşu yapmaları için kenara alındı. Ertuğrul Günay'ın İzmir büyükşehir belediyesi için kale arkasında ısıtıldığını düşünüyorum. Seçimlere 1,5 sene ye yakın süre var. Eski bakan bu sürede yoğun çalışacak. Ak Parti, İzmir'in kalelerini ağır toplarla döveceğe benziyor. İzmir düşerse eğer, en az 20 yıl Chp nin seçimlere girerek iş bankası ve şişecam ın parasını çarçur etmesine gerek kalmayacak. Ülke ekonomisine de faydalı olacak yani. Nerede kalmıştık? İdris Naim Şahin gibi bir felaketin, Ak Parti markasını kökünden dinamitleyen, kereste tüccarı minvalinde bakanlık yapabileceğini zanneden bir isimin değişiklikte yer alması o kadar elzem bir durumdu ki Ak Parti ye gönül verenlerin sevinç çığlığı attığını duyar gibiyim. Ak Parti muhalifleri bu değişikliğe çok üzülmüştür. İdris Naim Şahin gitmeliydi hiç şüphesiz. Hatta İdris Naim Şahin o koltuğa hiç gelmemeliydi. Milli Eğitim Bakanlığı da başbakandan neşter yiyen bakanlıklar arasında. Ömer Dinçer getirdiği köklü reformların kurbanı oldu. Bu böyledir; alışılmışın dışında hareket ettiğinizde, kokuşmuş düzene karşı geldiğinizde doğru bildiğiniz yolda korkusuzca yürüdüğünüzde tüm okların üzerinize çevrilmesini sağlarsınız. Ömer Dinçer de kokuşmuş eğitim sistemimizin değişmesinde tüm zehri üzerine alarak bu görevden ayrılmış yerine gelecek olan yeni bakana rahat ve sürdürülebilir bir koltuk bırakmıştır. Unutmayalım ki Prof. Dr. Nabi Avcı, Ömer Dinçer in sistemini destekleyen ve komisyonlardan geçmesini sağlayan kişidir. Başbakan bu değişiklikle vitrin değişikliği yapmıştır sistem değişikliği değil. Dünyanın en fazla koltukta kalan Sağlık Bakanı ünvanını alan Prof. Dr. Recep Akdağ'ın görevi Mehmet Müzezzinoğlu'na vermesi bence kulislerde en çok konuşulan değişiklik olmuştur. Tam gün yasası ve performans sistemi Recep Akdağ ı koltuğundan etmiştir. Eleştirenlerin bu sistemlerin kimin yararına olduğuna bir bakması gerekir. Recep Akdağ Ak Parti nin bugünkü başarısında büyük bir pay sahibidir. Türkiyedeki sağlık memnuniyetinin baş mimarı Prof. Dr. Recep Akdağ dır. Başbakan, doktor, hemşire ve eczacıların isteklerine göre sağlık bakanı değişikliğine gitmemeliydi. Halk, sağlık sisteminden ve sonuçlarından memnundur. Recep Akdağ a haksızlık yapıldığı kanaatindeyim.

0 yorum:
Yorum Gönder